Bilim

İNSANOĞLUNUN VARLIĞI İÇİN ‘HAYVAN SAĞLIĞI’

İnsanlığın devamı için besin kaynaklarından birisi olan hayvanların sağlığına ilişkin Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Klinik Öncesi Bilimleri Bölümü Veterinerlik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Erganiş ile görüştük. Prof. Dr. Osman Erganiş, insanoğlunun varlığı için ‘hayvansal ürünleri tüketmek zorunda’ olduğunu söyledi.

Osman Erganiş hayvanların insan varlığı için besin olarak tüketmek diye sınırlandırılmayacağını ifade etti. Erganiş ‘Koyun bağırsağının’ insanların iç organlarda ki ameliyatların ipliğinde kullanıldığını belirtirken hayvanların safra sıvıları da insanlarda safra sentez problemi olan hastalar için ilaç olarak kullanıldığını ifade etti.

‘’ HAYVAN OLMADAN İNSANOĞLU HAYATINI SÜRDÜREMEZ’’

Erganiş, insanoğlunun bitkisel besin alsa dahi proteinleri yapacak maddeleri; et, süt, yumurta gibi ürünler olmadan alamayacağını dile getirdi. Protein almadığını zanneden vejeteryanların ise dolaylı olarak besin maddelerinden faydalandığını ileri sürdü. Erganiş, eğer hayvansal proteinleri almayan bir insanın ‘Sağlıklı ve uzun yaşamasının mümkün olamayacağının’ altını çizerken hayvanlar üzerinde ki hastalıkların azaltılması insanlığın varlığı için önemli olduğunu vurguladı. Hayvanlarda vitamin eksikliği ve mineral eksikliği var ise elde edilen ürününde sağlıklı olamayacağını söyledi.

Erganiş: ‘’ Örneğin; yumurtada ki bazı aminoasitler olmadığı zaman yumurtanın beslenme değeri düşebilir, bununla beraber selenyum eksikliği ve çinko eksikliği meydana gelir. Hayvanlarda ise özellikle İç Anadolu bölgesinde yetişen hayvanlara ilave beslenme ve dengeli beslenme sağlanmadığı takdirde insanlar, hayvanlardan gerekli gıdaları eksik alacaktır’’ Dedi.

‘’SAĞLIK DEMEK SADECE MİKROBİK HASTALIK DEĞİLDİR’’

Erganiş sözlerine şöyle devam etti: ‘’Veterinerliğin kuruluş sebebi 1600’lü yıllarda, üniversite haline gelmesinin sebebi ise çok bulaşıcı sığır ve bağırsak hastalığından ötürüdür. Bu bulaşıcı hastalığın bütün Dünya’nın el birliği ve iş birliği ile nihayet 2000’li yıllar itibari ile temizlemiştir, şu an da yeryüzünde insanda çiçek hastalığından sonra Dünya’dan temizlenen ikinci mikrobik hastalık ‘Sığır vebasıdır’. Sığır vebası Avrupa’da sığır sürülerini öldürdüğü için bir ülkenin ekonomisini ve hayvancılığını bitiriyor, şimdi ki gibi düşünmemek lazım 300 yıl önce ekonomi ‘Tarım ve hayvancılıktır’. Bu durumlar hayvancılığın öneminin azalacağı anlamına gelmez, Türkiye’de ise günümüzde benzer sorunlar olsa da tarım ve hayvancılığın ülkemizde hala birçok gıdayı üretebilecek potansiyelimiz var.’’

ERGANİŞ: ‘’TÜRKİYE’DE Kİ PEYNİRLERİN YÜZDE 30 İLE 40’I BOZUK’’

Erganiş, maddi imkanlar olmasına rağmen paranın dahi mevcut olduğu zeminde alınamayacak ürünlerin olduğunu iddia etti. Gıda ve beslenme bir ülkenin stratejik ürünüdür, gıda üretiminde ‘kaliteli besin üretmek’ sağlık açısından ilk kuralların başında geliyor. Erganiş, insan sağlığı açısından ‘güvenirli gıda’ üretmenin yolu hayvansal ürünlerle beraber tam teşekküllü hayvancılıktan geçiyor dedi.

GEÇMİŞTE Kİ DOMUZ GRİBİ VAKASI

Erganiş, hekimliğin para kazandırmayan bir bölümünün ‘Epidemiyoloji’ olduğunun altını çizdi. Epidemiyolojinin tanım olarak ‘bir hastalığın toplumdaki seyrini izlemedir. Epidemiyoloji Türkiye’de Sağlık Bakanlığının izlediği, takip ettiği önemli bilim dallarından birisi olarak görülmektedir. Erganiş, Domuz Gribi vakası sırasında Dünya Sağlık Örgütü sayfasında domuz gribi Meksika’da ilk çıktığında yüzde 8,8 civarında ölüme sebep olurken, birkaç ay sonra Amerika’da yayılmasına rağmen yüzde 1,1’e kadar düştüğünü açıkladı.

Erganiş, Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre ilk zamanlarda yaklaşık bin kadar Domuz Gribi şüpheli vaka bildirildiğini belirtilirken hiç ölüme rastlanmadığını söyledi. Grafiğin zamanında öldürme oranı ne kadar düştüğünü izlemek çözüm ile eş doğrultuda olduğu söylemek gerekir. Zamanla hastalığın gücünü kaybetmesini virülans’ın ‘ne derecede hastalık yapabileceğini araştırmak’ çözüme giden bir durum olarak değerlendiriliyor. Popülasyonda virülans kaybı yok olsa dahi popülasyona bulaştıkça toplumları öldürdüğünü belirten Erganiş, bu gibi vakaları izleyerek sorunlar ile karşılaşmadan önce geçmişte ki vakaları göz önüne alarak hem hayvan hem de insan sağlığı açısından tedbirlerin en başında alınması gerekliliğini belirtti.

TÜRKİYE’DE YAPILAN AŞI ÇALIŞMALARI

Erganiş, Kuş Gribi sırasında 2006 yılında Amerika’da Ohio Üniversitesinden davet alarak çalışmalar yaptığını söyledi. İzmir Bozdağ’da ki yaban koyunlarının ölmesi üzerine ‘paratüberküloz’ sorunu ortaya çıktığını ve paratüberküloz’un da tedavisinin olmadığını açıkladı. Bozdağ’da ki hayvanlarda kronik bağırsak veremi olduğunu kısa sürede hayvanın ishal yüzünden zayıflaması ve hayvanın ölmesi olarak açıkladı. Bu hastalığın bulaşıcı olmasından dolayı sorunun çözümü için Çevre ve Orman Bakanlığı Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü tarafından Yüksek Öğretim kurumuna gelen yazının üniversitelere ulaştırılmasının ardından hayvanlar için kısa ve uzun vaade de yapılacakları ile ilgili bilgi verildi.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın gelen raporu incelemesi üzerine Osman Erganiş’in aşı üretmesi ve çözüm üzerine çalışmalar yapmasını istedi. Osman Erganiş 2009-2012 yılları arasında TÜBİTAK’a aşı ile ilgili proje hazırladıklarını belirtti.

Aşı üretimi için ‘yetişmiş kalifiyeli bilim adamı konusunda eksiklikler olduğunu’ iddia eden Erganiş, aşı üretimi çok uzun vaade de elde edilen çalışmalar dedi. Aşı denemelerinin sabır gerektiren bir durum olduğunu ve deneme yaparak kesin sonuca ulaşmak gerekliliğini ifade ederken, bazı aşı çalışmalarının yıllarca sürebileceğini söyledi.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top